Bazen kendini olgunlaşmış, ağacından düşmeye hazır armut gibi görürsün.
Oldum artık dersin ya.
Baktığında kendine altının üstünün iyice kızardığını, çok pişmiş sevenler için bile pişmiş kabul edileceğini düşünürsün ya. işte.

O an çizilir bir çizgiye ek. çatallanır yolun

“Ya çatallanmaz sa”
Asıl o zaman kork
“Neden”
“Umut kalmamıştır da senden ondan”
“Nasıl yani”

Sözü de, cezayı da, yolu da inandığın kişiye, seni alacağını, bir ihtimal kendini toplayacağını düşündüğün kişiye verirsin. umudun kalmadıysa o kişiden ne yaparsın ki ona HİÇBİRŞEY

Bak etrafına; Ben oldum artık ne yaparsam doğru diyenin burnu yerde sürtmüyorsa kaç o yerden.

Zulüm, Kin ve nefret yayılmış sa hücreye ve titremiyorsa ayaklarının altında ki toprak kaç ordan.

Bilseler yalvarırlardı.
Bela uğrasın diye.
Bela bile uğramıyorsa bu dehşetli gecede
Acı salt, katıksız içilirken
Evin yan duvarından bile duyulmuyorsa,
kork kaç ordan.

     Her daim ne yaparsan yap  
      Seni affedeceğini bildiğin  
      Sana kızan, yanlışlarında cezalandıran ya da sana küsen  
      Kırdığını düzelten seni her daim sıfırlayan  
      Ne yaparsan yap artık kızmıyor, cezalandırmıyor veya küsmüyor sa  

Ne yapalırsin ki artık.

Geri dönüşsüz bir sürece girdiyse

“Yazsan ne olur ki. bu gece.”