Zinderud dedi bana gözleri yaşlı konuşmak istemiyordu belli ki, varlığım rahatsız ettiğinden belki de kestirip atmak için bu muhabbeti

                  dedi:  

“Annelerin sütlerini toprağa döktüğü yerde nasıl koşabilirim”

Ne deseydim bilemedim?
ki?
Ne denilebilirdi ki…

Sesler geliyordu dörtbir yandan; en kalın duvarları aşıp geliyordu. Gökyüzünde kuşların kimi ölüyor kimi kaçıyordu korkudan, elleri ayakları titriyordu gönlünü Rahmana açmış kulların.

Diğer tarafta kendi ses geçirmeyen - boşlukla çevrili - odalarında kahkaha sesleri arasında reklam aralarında farkına vardıkları misafirleriyle eğleniyorlardı da içten içe - duymamak için belki de - büyüyordu boşluklar.