Senin için hazırlanmış,
kor ateşler içinde bekletilerek ateş gibi kızarmış,
beklemiş
beklenmiş
bu çölün ortasında yaşadığın o vahada
şükrederken haline….
güzel günlerin
düşlerini
güzel günlerde düşleri
kesen hassas yerine
kalbine
belli etmeden aniden
bastırarak,
damgalanmak
baskının verdiği anlık güç ile düşer gibi olup
ayakta kalmaya çalışmak
ayakta kalmak için verdiğin mücadeleyi kazandığını düşündüğünde
kalbinde hissettiğin o amansız acı
daha önce hissettiğin hiçbirşeye benzemeyen,
seni nasıl öldürmediğine şaşırdığın,
ellerin arasından kayıp giden ve bir daha dünyada göremiyeceğini bilmek
tarifsiz bir boşluk hissi…
damgalanmak
zinderud dedi:
Ölüm üzerine yazmak zor,
saklarsın kelimeleri
Vefât etti,
hakkın rahmetine kavuştu,
imtahanı bitti,
öte aleme gitti …..
dersin.
Sen damgalanmak dedin.
Güllerin içindeydin
belki bildin, belki de bilemedin
kıymetini.
Gül bahçesinin sahibi
sana kendini hatırlatmasıydı, damgalanman.
kimisi saklar…